|
Polis önceki gün demiryolu ve itfaiye işçilerinin ardından dün
de TEKEL işçilerine şiddet uyguladı. Sadaka sistemiyle göz
boyayamayacağını anlayan AKP, panik içerisinde hıncını hakkını arayan
emekçiden çıkarıyor.
TEKEL işçileri, polisin müdahalesine rağmen haklarını alana kadar Ankara'yı terk etmeyeceklerini söylüyorlar
Ülkenin dört bir yanından özlük haklarını savunmak için Ankara'ya
gelen TEKEL işçilerine emniyet güçleri dün çok sert bir müdahalede
bulundu. Ankara'da sayıları 7 bini bulan işçiler, toplam 12 bin TEKEL
işçisinin Yaprak Tütün İşletmelerinin kapatılması nedeniyle 4-C
statüsüne geçirilerek yaşayacakları hak kaybına itiraz ediyorlar.
Önceki gün ise demiryollarında örgütlü Birleşik Taşımacılık
Sendikası (BTS) ve Türk Ulaşım-Sen, 25 Kasım Grevinden sonra AKP
hükümetinin emriyle başlatılan soruşturma teröründen nasibini alan ve
işten el çektirilen 16 arkadaşlarının göreve derhal iadesi için greve
çıktılar. Aynı gün İstanbul'da uygulanan taşeron sistemi nedeniyle
işsiz kalacak olana itfaiyeciler, işlerine sahip çıkmak için İstanbul
Büyükşehir Belediyesi'ne yürüdüler. İki işçi eylemi de, dün TEKEL
işçilerinin eyleminde olduğu gibi, polisin sert müdahalesi ile
engellenmeye çalışıldı.
AKP hükümetinin son aylarda en meşru hak talepleri için yapılan işçi
eylemlerine yönelik bu tavrının, bugüne kadar halktan sandıkta aldığı
güçlü destekle hareket eden AKP'nin yine halktan gelen itirazın görünür
hale gelmesinden duyduğu endişeden kaynaklandığı belirtiliyor.
Ekonomik krizin etkilerinin de derinleşmesiyle, sağlıktan eğitime,
emeklilik sisteminden çalışma koşullarına halka "daha iyi olacak"
vaadiyle gerçekleştirilen reformların acı sonuçlarının emekçiler
tarafından hissedilmeye başlaması AKP politikalarına itirazları
artırıyor. Hükümetin kurduğu sosyal yardımları insanları "muhtaçlık"
kavramı üzerinden kendisine bağımlılaştıran "sadaka sistemi" ise göz
boyamaya yetmiyor.
İşçiler ne istiyor?
Hükümetin Ankara'da görmek istemediği TEKEL işçileri, AKP'nin sermayeye
kaynak aktarmak için gerçekleştirdiği özelleştirme politikalarının
mağduru. 12 bin TEKEL işçisi, daha önce önemli bir bölümü
özelleştirilmiş olan TEKEL'in, devletin elinde kalan Yaprak Tütün
İşletmeleri'nde çalışıyor.
Devletin 2 yıl önce tütün alımını bırakması nedeniyle atıl hale
getirilen bu işletmelerde çalışan işçiler, kamuda 4-C statüsüne
geçirilmelerine karşı eylem yapıyorlar. 4-C statüsünde, ücretlerinin
üçte birine inmesine, güvencesiz, sendikasız ve yılın 10 ayı
çalıştırılacak olmalarına karşı çıkıyorlar.
AKP hükümetinin, 12 bin TEKEL işçisinin tüm Türkiye'ye duyurdukları
taleplerini karşılamak istememesinin arkasında ise bugüne kadar bir
program dahilinde uyguladığı emek düşmanı politikaların sekteye
uğrayacak olmasından duyulan endişe olduğu belirtiliyor.
TEKEL işçilerinin geçmek istemediği esnek istihdamın en yaratıcı
örneklerinden olan 4-C statüsünde kamuda halen 80 bine yakın kişi
çalışıyor. TEKEL işçilerinin elde edeceği kazanım, hem on binlerce
işçinin hak mücadelesinin önünü açacak hem de hükümetin kamuda
istihdamı esnekleştirme adımlarını baltalayacak.
Bilindiği gibi, kıdem tazminatının fona devredilmesi ve "kiralık
işçi" uygulaması olarak bilinen Özel İstihdam Büroları düzenlemesi,
hükümet tarafından "istihdam piyasasının esnekleştirilmesi"
gerekçesiyle gündeme taşınıyor. TEKEL işçilerinin kazanımları, bu iki
düzenlemenin en temel gerekçesini gayrimeşru hale getirecek ve
işçilerin bu uygulamalara karşı direnmesini kolaylaştıracak.
Diğer yandan, 25 Kasım Grevinin yapılması ve arkasından soruşturma
mağduru arkadaşları için demiryolu işçilerinin dayanışma grevi
gerçekleştirmesi, AKP'nin programında olan kamu reformunu ve onun en
önemli bileşenlerinden kamu personel rejiminin tümüyle değiştirilmesi
hedefini tehdit ediyor. Demiryolu çalışanlarının son derece örgütlü
hareket etmesinin AKP hükümetini rahatsız ettiği düşünülüyor. Nitekim,
greve katılanlar ile ilgili süspantilerin değil kaldırılmak, 30
çalışana daha süspanti uygulanması ve TCDD yönetiminin çalışanlara
yüklü miktarda tazminat talebiyle dava açması bu rahatsızlığın bir
göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Önceki gün işsiz kalacakları için eylem yapan itfaiye işçileri ise
AKP'li İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin yandaş sermaye grupları ile
kurduğu "al gülüm ver gülüm" ihale sistemini bir gün öncesinden gündeme
taşıdığı için AKP hükümetini kızdırdı. Eyleme yapılan sert müdahalenin
ertesi günü, yapılan ihale ile İstanbul'un itfaiye ihalesini
Lapis-Makro ortaklığı aldı. Lapis'in ortakları arasında Deniz Feneri
e.V. soruşturmasında adı geçen Beyaz Holding bulunuyor. İtfaiye
işçileri işlerine sahip çıkmak için yaptıkları eylemle, AKP'li
belediyenin ihale sistemine çomak sokmuş oldular.
Sadaka sisteminde yolun sonu
AKP hükümeti, sermayeye kaynak aktarma mekanizmalarını temel
alan yapısal reformları uygulamaya sokarken, halkın yaşayacağı hak
kayıplarının üstünü sosyal yardımlar ve "sadaka kültürü"nün
yaygınlaştırılması ile kapatabileceğini düşünmüştü.
Ancak hem başta sosyal güvenlik olmak üzere reformların acı
sonuçlarının halk tarafından hissedilmeye başlanması hem de ekonomik
krizin derinleşmesi, AKP'nin politikalarına duyulan tepkinin artmasına
neden oluyor. Hükümet bugüne kadar yüzde 47 gibi büyük bir oy
desteğinin güveniyle hareket ederken, çeşitli kesimlerden gelen örgütlü
tepkilerin artması AKP'de ciddi bir rahatsızlık yaratıyor. Rahatsızlık,
hükümetin politikalarına itiraz edilen her konunun, AKP tarafından
panikle değerlendirilmesine ve bir kriz başlığı haline getirilmesine
yol açıyor. Tepkilerin ve hak taleplerinin dile getirildiği eylemlere,
uygulanan şiddetin dozunun da bu nedenle arttığı görülüyor.
Haberin videosu için:
http://haber.sol.org.tr/sonuncu-kavga/halk-uyaniyor-akp-panikte-haberi-21734
http://video.ntvmsnbc.com/?839832#v244008139125012120096140157237175068214189107080
Fotoğraf Galerisi için:
http://www.internethaber.com/galeri/gallery.php?id=5347 Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 246
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. 1.4.6 ÇATALSAY © Copyright 2007 by www.catalsay.com
|