|
Bugün 3 Kasım 2009; AKP iktidarı bundan tam 7 yıl önce seçimle işbaşına geldi.
Bugün Ortadoğu’dan Kafkaslar’a, Balkanlar’dan Afrika’ya pekçok bölgede ABD
adına rol alan, söz söyleyen AKP hükümetinin kadroları, “Büyük
Türkiye”yi ve hatta “Yeni Osmanlı”yı kurduklarını söylüyorlar. Başbakan
Tayyip Erdoğan’sa sık sık, “Türkiye, bölgesinde uzun süredir özlemini
çektiği itibarı, bizim hükümetimiz döneminde yeniden yakalamıştır”
diyor.
AKP iktidarının 7 yıllık faaliyet bilançosuysa, “Büyük Türkiye”nin
ya da “Yeni Osmanlı”nın “gıdasını”, emekçi sınıflardan gaspedilenlerin
oluşturduğunu ortaya koyuyor.
AKP hükümeti= Mezarda emeklilik
AKP hükümeti döneminde çıkan Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, DSP-MHP-ANAP koalisyonunun 1999 yılında emekçilere vurduğu darbeyi tamamladı.
2006 yılında kabul edilen kanunla 2007 yılından itibaren ilk kez sigortalı olacaklar için emeklilik yaşı 2036 yılına kadar kademeli olarak yükselecek ve 2036 yılında kadınlar için 58, erkekler için 60 olacak.
AKP hükümeti=İşsizlik
AKP hükümetinin çalışanları kölelik koşullarına sürüklemesinde etkili bir etken de yüksek işsizlik rakamları oldu. Türkiye ekonomisi
sözde “rekor büyüme”ler kaydederken bir türlü inmeyen işsizlik rakamı,
krizin kendisini şöyle bir göstermesiyle birlikte yüzde 13'lere çıktı.
Genç nüfusta yüzde 25'ler olarak ölçülen işsizlik rakamı, üniversite mezunları arasında yüzde 50'lere çıktı.
Her fırsatı hamaset vesilesi olarak değerlendiren Başbakan Erdoğan, henüz geçenlerde yaptığı bir konuşmada “Her üniversite mezunu iş bulacak diye bir kural yok” diye buyurarak emekçiler söz konusu olduğunda “acımasız bir gerçekçilik” ortaya koydu.
AKP hükümeti=Kölelik
AKP hükümeti tarafından çıkarılan 4857 sayılı İş Yasası da emeğe saldırının bir diğer önemli boyutunu oluşturdu. Patronlar için işten çıkarma koşullarını hafifleten ve bu haliyle kıdem tazminatı
gaspını kolaylaştıran yasa, aynı zamanda patronların işçileri birer
meta olarak “geçici biçimde” birbirlerine devretmelerine de olanak
tanıdı.
Belirli bir ölçeğin üstündeki işletmeler için eski hükümlü, engelli çalıştırma; spor
takımı oluşturma vb. sosyal yükümlülükleri kaldıran yasa, özellikle
kadınların sahip olduğu kreş, emzirme odası vb. kazanımları ortadan
kaldırdı.
İş güvenliği ve işçi
sağlığına yönelik yaptırımları da ortadan kaldıran yasa, çok değil,
birkaç yıl sonra Tuzla’da yaşanan peşpeşe ölümlerin de mimarları
arasında yer aldı. 2006 yılından itibaren ölümlerin yoğunlaştığı Tuzla
Tersaneler bölgesinde, 2007 ve 2008’de adeta “günlük vaka” haline gelen
işçi ölümleri sonucu toplam 127 işçi hayatını kaybetti.
AKP hükümeti=İşçi fonuna alenen gasp
2002 yılında çıkan bir yasayla 2003 yılından itibaren birikmeye başlayan İşsizlik Sigortası Fonu,
işçiler için hep ulaşılmaz oldu. Milyonlarca işçiden toplanan
kesintilerle oluşturulan, ancak yararlanabilen işçi sayısının on
binlerle ifade edildiği fon, hep hükümetin elinin altında yer aldı.
İşçilerin kullanamadığı, ancak elinin altında bulunan bu fonu borç
ihtiyacını karşılamak iç finansman kaynağı olarak kullanan hükümet,
Fon’dan yaptığı borçlanmaları geri ödeyerek fonun büyümesine katkı
koydu.
Sonunda 40 milyar TL’yi aşan, ancak işçilerin bir milyar TL’sinden
bile faydalanamadıkları Fon, patronların iştahını kabarttı. Hükümet,
sonunda “krize karşı önlem paketi” olarak Fon’dan “GAP yatırımlarına
teşvik” için pay ayıracağını açıkladı.
Fon’a yönelik gasp girişimlerine yenilerinin eklenmesi bekleniyor.
AKP hükümeti=1 Mayıs terörü
Türkiye’yi bölgede “muteber” bir noktaya sürüklediğini ve “Türkiye’nin
potansiyelini ortaya çıkardığını” iddia eden hükümet, kendi ülkesinin
emekçilerini hiç de muteber görmediğini her fırsatta dile getirdi.
Peşpeşe gerçekleştirdiği “açılım”larla demokrasi şampiyonluğuna soyunan ve liberal cenahın gönlünde taht kuran hükümet, son üç yıldır en temel bir gösteri hakkı olan 1 Mayıs’ı sırf emekçi karakterinden ötürü tüm İstanbul için bir “terör ve kabus günü”ne çevirdi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,
2008 yılında yaptığı “Ayaklar baş olmaz” açıklamasıyla, Yeni
Osmanlı’nın yükünü çeken “ayaklar”ı emekçiler; kaymağını yiyen
“başlar”ın da özenle büyüttükleri patronlar olduğu Türkiye tahayyülünü
ortaya koydu.
Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 319
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. 1.4.6 ÇATALSAY © Copyright 2007 by www.catalsay.com
|